Kayıtlar

Yol Hikayesi 2

Resim
2012 yılı bahar aylarında Samsun'da olacağı söylenen ve yer bilgisi gelmeyen seminere gitmek ve gelmek için Hava yolunu kullandım. Bu seyahat sırasında Atatürk hava limanında hava kontrolörlerinin iş yavaşlatma eylemi yolculuklara damgasını vurdu. Bu seminer sırasında varlığını öğrendiğim Antalya seminerine de uçak bileti almıştım. Ancak daha sonra beraber gideceğimiz personel karayolu ile ve kendi aracı ile gideceğini söyleyerek beraber gidebileceğimizi söyledi. Ben yok uçakla gideceğim dedim. Onlar da bir kişi daha bularak planlarını yapmışlar. Daha sonra bayağı düşündüm. Araçla gidecek diğer arkadaşla da görüştüm.  O da rahat olacağını sürücüyle anlaştıklarını değişe değişe araç kullanılacağını söyleyince ikna oldum. Hadi bende geliyorum. dedim. Geldik hareket saatine saat 17.00 sıralarında çıktık. Ben aceleyle kendi aracımdan navigasyon sistemini aldım. Yolumuzu rahat bulacağız bize eşlik edecek sanıyordum. Şok şok aracın çakmak çıkışı yok. Ne de olsa ikinci el araba , dir...

Akıl Plan Yaparken Kader Gülermiş.

Resim
Ne güzel plan yapmıştım Afyonkarahisar'a giderken. Sabah 08:15 Nilüfer otobüsüne binip zamanından önce biletini aldığım 12:00 Kamil Koç otobüsüne yetişecektim. Baştan herşey iyi gitti Avcılara kadar Tekstilkentte sabah saatlerinde  olan kaza o saate kadar trafiği bozmuştu. 11:30 da Esenler Otogarında indin ve 12:00 otobüsüne biletimi aldım . Bozüyük'e kadar hava kar yağışlı olmasına rağmen herşey yolunda gitti. Apar topar Köfteci Ramiz köftesini bitirip mola bitince otobüse gittim. Maalesef kader başlamıştı.İnönü'de kaza olmuş Mola çıktı birbuçuk saate , yol açıldı dediler. İnönü yolunda saat 22:00 ye kadar mahsur kaldık. Saat 00:00 olduğunda Kütahya Çinili Otogarda sabah ona kadar bekledikten sonra ancak ertesi gün Afyonkarahisar'a varabildim. Otobüste 20 kişi ve planları vardı . 3 kişi cenazeye yetişecek, 3 kişi ise düğüne gidecekti. Kütahya'da başka bir otobüse aktarma yaparak hedefe vardık. Yine kader kazandı.

2014 yılını yolcu ederken

Resim
2015 yılına girerken memlekette yaklaşık 100 milyon kişi var.1976 yılında 40 milyon kişiydi. Orta atlas'ın son sayfasında şematik adam resimleri vardı . İran , Suriye , Irak , Yunanistan, Bulgaristan ,Sovyetler Birliği komşularımızdı ve 40 milyonla en büyük bizdik Boğaz Köprüsü , E-5 yolu molalı istanbul seyahatleri ve Topkapı Otogarı , o günler güzeldi. İnsanlar daha bir saygılı ve  görgülüydü .  Şimdi metrolarda robotlaşmış gözler sabit , mobil cihazlarla bütünleşmiş zombi gibi tipler olduk.Bu iletişim aletleri üzerinden bilinçaltına girilerek tüm ekonomi, siyaset ve davranışlar güdümlenebilir hale geldi. Her kim etkilenmediğini  iddia etse de ister istemez o sarmalın içine giriyor. Güzel şeyler de oluyor bu arada ,insanları iyi davranmaya yönelten  binlerce iyi paylaşımlar da var anlayana. Toplumda beş parmağın beşi bir değil elbette, herkesi aynı standarda sokacak halimiz yok. Farklılıklar olmazsa iyinin değeri nasıl anlaşılacak Ancak gemi azıya alan kur...

Assos İzlenimleri

Resim
Yıllardan beri gitmek istediğim yerlerden biriydi.Çanakkale Ayvacık ilçe sınırları içinde olan Assos yol üstü olmadığı için uğranacak bir yer değil, daha çok kamping için uygun .Fazla insan yoğunluğu yok.Etrafta market olmadığı için en son medeniyet görülen yerden alışverişi yapmak en mantıklısı görünüyor. Aşırı sakin bir yer olduğu için biraz çevreyi dolaşıp keşfetmek isteğiyle antik limana doğru yaptığımız seyahatte maceralı ve dar yoldan sonra antik tiyatroya geldik biraz orada kaldıktan  sonra ileri doğru devam ettim.Yola devam ettikçe araçlar çoğaldı ve  yüzlerce otomobilin olduğu tek şeritli ulaşımda parke taşlarla kaplı tarihi yolda sarsıla sarsıla  antik limanın en sonuna kadar gidip geri dönmeyi başardım ama bunun bir nevi mucize olduğunu düşünüyorum.

Sıcak yaz günleri

13 Ağustos,en sıcak günleri yaşıyoruz. Yoğun yağmurdan sonra nemli sıcak günler.Millet işinde gücünde çalışıyor. Tatil mevsimi olması dolayısıyla bir tenhalık da var. 17 Ağustos da böyleydi.Ardından büyük deprem gelmişti.

Bir canlı ölürse dünyası da ölür.

Resim
Canlı için dünya; ana rahminde geçen süreyi saymazsak doğumla birlikte başlar. Algılayabildiği erişebildiği alan onun dünyasıdır.İnsan için aile ,okul ,iş ortamı dünyasını oluşturur.Diğer canlı ve cansız tabir edilen nesneler de zaman içinde hayatımıza girer ve izlerini bırakarak çıkarlar.İşte bu zaman diliminde yapılacak en iyi eylem barış içinde başkalarının hak larını gasp etmeden bir yaşam sürmektir.Hayvanlar dahi aç kalmazlarsa daha önce yedikleri hayvanlara saldırmıyor.Eskiden avladığı hayvanın önüne atılan yiyeceği kapıp kaçıyor.En vahşi yaratık olan insan ise hiçbir canlının yapmadığı işkenceleri gözünü kırpmadan yapmaya halen devam ediyor.Bir canlıyı katledenin ,bir dünyayı yok ettiğini fark etmeden.

Mimar Sinan İstanbul'a su getirdi. Susuz evde öldü.

İstanbul fetihten sonra göç alarak büyüyünce su ihtiyacı artmıştı.Su fiyatının da artması sonucu zamanın padişahı Kanuni Sultan Süleyman Mimarbaşı Sinan Ağa'yı çağırarak İstanbul'a su getirmenin mümkün olup olmadığını sorar , Sinan Ağa mümkün olduğunu ancak ağır bir hesap getireceğini söyler. Padişah hesabı sorunca da altın keselerini uç uca dizmek şartıyla İstanbul'a su geleceğini belirtir. Kanuni su gelsin de keseleri uç uca değil yanyana dizerim der. Mimar Sinan derhal işe başlar ve Çekmece'den Beşiktaş'a kadar bütün su havzalarını tetkik ettikten sonra gerekli çalışmaları yaparak şehire suyu getirir. Su sayıları kırkı bulan çeşmelerle şehire verilir.Bu kadar masrafla getirilen suyu korumak için çeşmelere lüle adı verilen musluklar takılır.  Padişah bu konuda bir de ferman yayınlar "İstanbul meydanlarındaki umumi çeşmeler halkın malıdır . Hiç kimse bu çeşmelerden gizlice ,yer altından evine su bağlatmayacaktır ". Fermana rağmen Kanuni Mimar Sinan...